Fikret Bila

Üniversitelerden gelen tehlikeli sinyaller | Fikret Bila
Akdeniz Üniversitesi’nden yansıyan görüntüler hemen şu kaygıyı gündeme getirdi:
“12 Eylül öncesine mi dönüyoruz?”
Üniversitelerarası Kurul Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın, bu soruya, “Doğrusu bu endişeyi taşıyorum” yanıtını verdi.
Toplumun bu kaygıyı öne çıkarması normal. 12 Eylül öncesinde, “karşıt görüşlü öğrenciler arasında çıkan çatışmada” diye başlayan haberlerde yaklaşık 5 bin gencin yaşamını yitirdiği anımsanırsa, bu kaygının duyulması kadar doğal bir şey olamaz.
Aradan geçen yıllar, “devrimci”, “ülkücü” diye bölünen ve birbirini öldüren gençlerin nasıl kullanıldığını açığa çıkardı.
Üniversite gençliğinin 12 Eylül öncesi dönemden dersler çıkarması gerekiyor.
Kavgayla, sopayla, silahla fikir mücadelesi yapılmayacağının öğretilmesi herkesin görevi olmalı.
Çatışma ekseni
Bugün üniversite gençliği arasında yaşanan gerginlik, 12 Eylül öncesindeki ideolojik ayrışmaya benzemiyor. “Devrimci”, “ülkücü” veya “sağcı”, “solcu” ayrışmasından farklı bir ayrışma yaşanıyor. Tıpkı toplumda olduğu gibi.
Türkiye’deki siyasal çatışmanın eksenini, “Türk-Kürt” ve “laik-antilaik” ayrışması oluşturuyor. Doğal olarak üniversitelerdeki gerginlikler de bu eksen üzerinde gelişiyor.
Toplumda baş gösteren kamplaşma, üniversitelerde çatışma biçiminde uç veriyor. En heyecanlı, en duygusal, kullanılmaya en elverişli olan üniversite gençliği provokasyona en uygun zemin olarak görülüyor.
Akdeniz Üniversitesi’nde, kendini saklama gereği bile duymadan, ayakta öğrencilerin üzerine ateş eden provokatörler, televizyon ekranlarına yansıdı.
Neden Akdeniz Üniversitesi?
Provokatörlerin neden Akdeniz Üniversitesi’ni seçtikleri de üzerinde durulması gereken bir soru...
Üniversitede öteden beri bir enerjinin biriktiği biliniyordu. Ancak bu düzeyde bir çatışmaya dönüşmemişti. Belli ki, açıkta tabancalarla öğrencilerin üzerine ateş edenler, kanlı olaylar çıkması için uğraşıyorlardı.
Öğretim üyeleri, Akdeniz Üniversitesi’nde olaylar çıkmasının tesadüf olmadığını düşünüyorlar. Örneğin, Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Nergiz Mütevellioğlu, CNN Türk’te Mithat Bereket’e, Akdeniz Üniversitesi’nin özellikle seçildiği mesajını verdi. Akdeniz Üniversitesi’nin, rektörüyle, yönetimiyle, senatosuyla, öğretim üyeleriyle “cumhuriyetçi” bir üniversite olduğunu vurguladı.
Üniversiteden gelen tehlikeli sinyaller, bu tür provokasyonların diğer üniversitelerde de sahneye konulabileceğini gösteriyor.
Bir süre önce Ankara’da Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde, Uludağ Üniversitesi’nde olduğu gibi...
Üniversitelerden yansıyan gerginliğin siyaset kurumu tarafından doğru okunması gerekir. Eğer üniversite gençliği üzerinden “sizinkiler”, “bizimkiler” gibi bir ayrımla siyaset yapılacaksa, bu, yangına körükle gitmek olur.
Üniversite gençliği, “Türk-Kürt”, “laik-antilaik” sarmalına girerse, 12 Eylül öncesi yaşananlar, başka karşıtlıklar biçiminde yaşanabilir.
Siyaset kurumu, iktidarıyla muhalefetiyle, üniversitelerde çalmaya başlayan tehlike çanlarını dikkate almalı ve 12 Eylül öncesindeki hataları tekrar etmemelidirler.Milliyet


Sizde Yorum Yapın!